Çin Kalk, Büyüğün Geldi: Has Be Has Türk Mikro Dizisi Kalbimin Rotası Karadeniz (TÜRKİYE)
Yine, yeniden merhaba!
Evet, yanlış görmüyorsunuz! Bu sefer bayağı bildiğiniz yerli bir yapımla geldim. Şimdi uzun uzun da öveceğim ona göre okuyun 😅
Bugün X'te gezinirken ezkaza önüme tanıtım videosu çıktı bu dizinin. Hemen ilk anda sinematografi ve yemeklerin hak ettiği şekilde gösterilmesi olayı beni çarptı. Daha konusuna bile bakmadan hemen tanıtımı izleyip videoyu açtım. Açar açmaz adeta mest oldum! Dizi Karadeniz odaklı ve tamamen Karadeniz tanıtımı üzerine kurgusu yapılmış. Mikro dizi dedim, çünkü dizinin her bölümü 2-3 dk. uzunluğunda ve toplamda 10 bölüm. Beni bilen bilir, ben her gün damardan Çin mikro dizisi alan bir tipim o yüzden bu anlamda da tam benlik dedim. Başrolleri de tanıyordum zaten.
İlk bölümü açar açmaz Karadeniz'in muazzam güzelliklerine boğulmaya başlıyorsunuz zaten. Aynı Çin dizilerinde olduğu gibi de kitabın ortasından başladı hikâye. Kız birilerinden kaçıyor oğlanla aynı tekneye düşüyorlar ve olaylar hızlıca gelişiyor. Ama inanın sanki her bölümü 2 saatlik dizi izlemişsiniz kadar verim alıyorsunuz. Çünkü çiftin kimyası bence süperdi. Genellikle böyle dizilerde çok özenilmişlik olmaz ve beklentimi de düşük tutarım. Çoğu Türk dizisine de bu yüzden ya başlamam ya da yarıda bırakırım. Ama dizi gayet samimi diyaloglarla yazılmış ve oyuncular da sinema filmi çeker gibi ciddiye almışlar işi. Bu açıdan profesyonelliklerini bir kez daha ayakta alkışlıyorum. Kadro mimarisinde sanırım kadın oyuncu için başka birinin adı geçmiş ama bence Cemre cuk oturmuş Beni rahatsız eden tek detay şu kaşlarını yukarı doğru taramaları. Şunu artık yapmayın ne olur!
Hikâyesine gelecek olursak; çocuğun fotoğrafçı ve özgür ruhlu olması, kızın da zengin aile kızı olarak babasından kaçması çok klişe olsa da her zaman kendini izletecek bir hikâyedir. Böyle short short story dediğimiz yapımlarda zaten uzun uzun arka planı, detayları anlatılmaz ve detay kısmını sizin hayal gücünüze bırakırlar. Burada da öyle olduğu için bence dizi çok daha izlenebilir olmuş. Tüketim çağındayız ve hayatı 7 saniyelik yaşıyoruz, o açıdan da aslında devrine uygun olmuş diyebiliriz. Bir de mikro dizi absürtlüklerini de çok güzel yerleştirmişler. Hele benim gibi Çin yapımı izliyorsunuz böyle ağzınızın suyu aka aka izliyorsunuz 😂
Sinematografisine gelecek olursak... Arkadaşlar sabahtan akşama, akşamdan sabaha kadar övsem az kalır. Yöresel yemeklerden tutun da kültürel öğelere, tarihi mekanlara kadar gerçekten muazzam bir görsel şölen sunmuşlar. Oraları görmüş biri olarak gerçekten ancak bu kadar güzel bir iş çıkarılabilir dedim. Bu yüzden bu işten kim veya kimler sorumluysa helal olsun. Zaten tanıtım amaçlı olduğu için mekanları birçok açıdan göstermişler ama izlerken bile gözünüz gönlünüz açılıyor. Yöre halkını da diziye dahil etmeleri ve bunu sırıtmadan yapabilmiş olmaları da bir diğer harika detaydı. Gastronomi açısından da hem yemeklerin ve tatlıların tanıtılması hem de kızın ballandıra ballandıra yemesi bence kesinlikle nokta atışı bir hamle olmuş. Uzun metraj dizilerimize kılavuz olmasını temenni ediyorum. Bir de bu kadar övme sebebim şu, biz normalde J-Drama'da bu doğal güzelliklerin çok güzel sinema ekranına aktarıldığına şahit oluyoruz. Memleketin güzelliklerini bilen insanlar olarak da neden bundan daha iyisini biz yapmıyoruz diye hep üzüntüsünü yaşıyoruz. Ha gerçi ben Türk dizisi çok izlemiyorum belki benim cahilliğimdir ama izlediklerimden yola çıkarak yorum yapıyorum. Özellikle sinematografi açısından hep İstanbul odaklı olunması ve aynı manzaralardan devam edilmesi tabii ki biraz insanı üzüyor. Elbette ki çok güzel yapımlarda, mesela Gönül Dağı'nda bunun verildiğini ve yapılabildiğini biliyoruz ama bence bu şekilde yapılması daha doğru. O kadar boş konulara odaklı ve tek tip düşünüyoruz ki maalesef bu durum yapımlarda da kendini gösteriyor.
Velhasıl aslında mikro dizi olsa da saçma sapan hikâyeler olmadan, çok basit ama samimi yapımlarımız olabileceğini; kültürümüzü ve ülkemizin bütün güzel özelliklerini hakkıyla tanıtabileceğimizi çok iyi kanıtlamış yapım ekibi. En son sahnede Rüzgar ve İrem'in durduğu yer ve arka plan bile nefesinizi kesiyor. Hem sahneye çok yakışmış hem de daha samimi bir hava katmış. İnsanın gerçekten böyle bir yerde rastgele bir zamanda âşık olası gelebilir. Bir de şu detay çok hoşuma gitti, olur olmadık fiziki temaslar olmadan da o derinliği gayet verebiliyormuşuz biz de. Bunun da es geçilmemesi kanattindeyim.
Kesinlikle ve kesinlikle gidip izleyin. Kamera açılarından oyunculuklarına, hikâyesinde kültür tanıtımına bu kadar başarılı yapımların artarak çoğalması temennisiyle inşallah bir başka güzel yapımda daha görüşmek üzere!
Diziyi izlemek için TIKLAYINIZ






















Hiç yorum yok: