Ben Ne İzledim Böyle?! : Mousetrap (G.KORE) - ID; Peace M

Ben Ne İzledim Böyle?! : Mousetrap (G.KORE)

 Bu nasıl bir kurgu, bu nasıl bir kadro, bu nasıl bir sarmal?



Herkese merhaba! Bugün blogumun Neler İzledim? konuğu bu sabaha karşı bitirmiş olduğum Mousetrap dizisi. Asla X üzerinde zaman akışıma düşmemiş ve tamamen dizi izlediğim platformda ezkaza gördüğüm bir diziydi kendileri ama arkadaşlar bu nasıl bir dizi? 


Dizi size önce şunu soruyoruz, biri sizin gibi davransa ve her şeyiyle sizin yerinize geçse sizin siz olduğunuzu nasıl kanıtlarsınız? Başta basit bir soru ve dolaysıyla da basit bir kurgu gibi görünse de aynı adamdan iki tane olmasıyla olayların karmaşıklaştığı, baş karakterin dışarı çıkamayan ve psikolojik sorunları olan bir karakter olmasının yanında olayların içine kişiler dahil oldukça dallanıp budaklanan ve bu dizi nereye gidiyor dedirten bir kurguyla karşı karşıya kalıyorsunuz. Spoiler vermeden meramımı anlatmak çok zor ancak kesinlikle izlerken "tamam ya, eminim" dediğiniz anda "yok artık ya, o kadar da yanıltmazlar herhalde" derken buluyorsunuz kendinizi. Dizinin gerilim, psiko-gizem olması benim açımdan ayrı tat katan unsuruydu. Artık yaza veda etmeye başladığımız şu günlerde gerçekten uzayan gecede iyi gitti diyebilirim.


Dizinin kadrosuna gelecek olursak; başrol Ryu Jun Yeol'ü ilk kez izledim. Şimdi kesin "Aa, nasıl ya? Sen Reply serisini izlemedin mi?" diyeceksiniz. HAYIR ARKADAŞLAR İZLEMEDİM, ÜSTÜME GELMEYİN 😂 Şaka bir yana bence kadro mühendisliği yapılırken çok zekice hamleler yapılmış. Hem Jun Yeol hem de beraber takıldığı ağır ama ağır olmayan ağabeyimiz Noja ile de harika bir ikili olmuşlar. Sul Kyung Gu'yu daha önce izledim diye hatırlıyorum ama izlemediysem de kesinlikle kabahat bende diyebilirim. Ağabey, siz bu yaşta o sahneleri nasıl çektiniz ya? Muazzam bir oyunculuk ve aksiyon sahnelerinin gerçekten hakkını veren bir isimdi. Rat'i canlandıran diğer bir oyuncu ise Park Yoon Ho'ymuş. Henüz yeni bir isim ancak hiç bilmeyen biri senelerdir oyuncu sanabilir. Bence böyle ağır bir dizinin altından güzel kalkmış. Belki çok sahnesi olmayabilir ama çok can alıcı yerlerde görüyoruz kendisini ve başrolle arasındaki yaş farkını düşünecek olursak izlediğinizde bence siz de bana hak vereceksiniz. All Of Us Are Dead ve Happiness'ten de tanıyacağınız Lee Kyu Hyung bildiğimiz gibiydi. Genel hatlarıyla kadro gerçekten çok iyi olsa da bence Jun Yeol'a gerçekten parantez açmak lazım. İki farklı karakteri de çok iyi vermiş. Mimiklerini kullanış şekli, hâl ve hareketleri hatta bence sesindeki o değişim bile muazzamdı. Neden çok az dizide oynamış ve kendisini neden çok görememişiz diye bir sorguladım. Bir de bir de Kim Sung Oh... Müthiş bir oyunculuk. Bu adamın giremeyeceği hiçbir rol yok. Onu çok salak ve avanak rollerde de görebilirsiniz böyle mafyatik bir tip olarak da. Kesinlikle oyuncu olmak için dünyaya gelmiş birisi!








Onun dışında dizi genel olarak hareketli ve ağır sahnelerle devam etse de, özellikle son iki bölümde verilen komedi ile o ağır hava biraz hafifletilmiş. Edebiyatta comic relief dediğimiz şeyin bu tarz dizilerde kullanılması hoşuma gidiyor. Özellikle son bölümden önceydi sanırım Noja'nın içeriye ayakkabıyla girmesi üzerine Seung Gyu'nun "Sen Amerikalı mısın, ayakkabıyla içeri giriyorsun?" dediği yerde gerçek manada kahkaha attım! Dizinin başında Noja'nın ağzından övülen Kore polisinin son iki bölümde düştüğü komik hâller de ironinin nasıl ince bir şekilde verildiğini ortaya koymuş doğrusu. Tabii ki çok beceriksiz göstermemişler ama o saflık ve salaklık iyi yansıtılmış. Bilhassa ekipteki maknae ve Sun Yong'un amiriyle olan ilişkisi çok güzeldi.


Dizinin ana konusu olan üçlü arkadaşınsa hikâyesi bence ne kadar trajik olsa da olayların geldiği boyutta kesinlikle Rat'i haklı bulmadığımı belirtmek isterim. Senaryonun bize vermiş olduğu mesaj ise çok açık: haset edilen şey ortadan kalkmadıkça haset de ortadan kalkmaz. Onun arkasından da zaten diğer bütün nefsi hastalıklar gelir. Dolaysıyla insan ister istemez "Hased öyle bir ruh hastalığıdır ki, ona hiç bir doktor çare bulamaz. Yeter ki Allah (c.c.)’ın yardımı tahakkuk etsin." ve "Hased, hasenatı yer tüketir, tıpkı ateşin odunu yiyip tükettiği gibi." hadisleri başta olmak üzere hasetlikle ilgili bir sürü hadis-i şerif ve bununla alakalı insanın nefsine zulmettiği aklımda döndü durdu. Belki Türkçesinden izlerken bunu "kıskançlık" olarak çevirmiş olabilirler lakin ben bunu Türkçeye çevirecek olsam muhakkak haset kelimesini kullanırdım. Çünkü kıskançlık bu dizinin ana konusu açısından ifade olarak zayıf kalıyor. Rat karakterinin durumu ise "Hased öyle bir ruh hastalığıdır ki, ona hiç bir doktor çare bulamaz. Yeter ki Allah (c.c.)’ın yardımı tahakkuk etsin." hadis-i şerifinin tam bir tezahürü. Aslında dizi bu anlamda çok derinlikli diyebilirim. Belki manevi ve tasavvufi açıdan bile üstüne bir yazı yazılabilir. Çünkü Rat ile Mun Jae arasındaki bu ilişki ne basit bir arkadaşlık kavgası ne bir intikam meselesi. 




Son olarak da baş karakter isminin çok ince seçildiğine şahit oluyoruz. Je Mun Jae. Türkçeye çevirsini yaptığınızda "benim sorunum/benim meselem" gibi bir anlamı oluyor. Mun Jae'nin yaşadığı sıkıntıları ve ailevi durumunu izledikçe ismin de insana ne kadar sirayet ettiğini ve etkilediğini de görüyorsunuz. Rat (sıçan) ismi ise hikâyenin çıkış noktasındaki iç hikâyeden geliyor. Sıçan insan tırnağı yiyerek insan kılığına bürünüyor. Ama mesele şu ki, gerçekten tırnağı yedi diye bir sıçan insan olabilir mi? Bu bana Hayvan Çiftliğini hatırlattı nedense. İzleyince belki siz de aynı fikirde olursunuz ama ben bunun da  daha çok yine nefsle ilişkilendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Dediğim gibi, mesele epey derin aslında.


Velhasıl dizi bence çok çok güzeldi. Belki daha üstüne sayfalarca da yazı yazılır ama ben burada bırakayım. Kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim!


Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.