Hiç Bitmesin İstediğim O Dizi: Shine On Me (Çin) - ID; Peace M

Hiç Bitmesin İstediğim O Dizi: Shine On Me (Çin)

 Herkese merhabalar!




Dizi yorumlarımıza kaldığımız yerden tüm hızıyla devam ediyoruz. Bugünkü konuğumuz ise aslında çok uzun zaman önce bitirdiğim ve tadı hâlâ damağımda olan Shine On Me.


Bildiğiniz üzere bayağıdır Çin dizilerine sarmış durumdayım. Çok uzun zamandır bu çerezlik ve gerçek manada aşırı basit olan şu mini dizileri izliyordum ama ondan önce uzun metraj Çin dizileri izlemiştim. Bunlardan ikisi Love on The Turquoise Land ve Love's Ambition'dan çokça övgüye bahsetmiştim. Henüz birinin daha yazısını yazamamış olsam da onu da bir ara halledeceğim, söz. Neyse efenim, geçen senenin sonu ve bu senenin başında beni kendisine feci hâlde bağlamış olan ve deyim yerindeyse ideal erkek tiplemesinin en iyi olduğu (tabii ki bana göre) Çin dizisiydi. Dizi başlarda çok durağan ve gerçekten içine girmesi zordu. Bunu kabul ediyorum ancak bu genel olarak prime time Çin dizilerinde rastladığımız bir durum. Tarihi dizilerde belki çok o kategoriye sokulamayabilir ama modern dizilerin belki de en tatlı sorunlarından biri ve Shine on Me'de de bunu yaşadım. Ancak bir üç bölümden sonra dizi gerçekten güzel açıldı.




Dizinin tabii ki asıl karakteri bence ve herkesçe Xi Guang'dı. Romandan uyarlanan bu eserde yazarın da kadın olmasından mütevellit sanırım kadın karakter çok güçlüydü. Ama bu güçlü olmak durumu kesinlikle erkek karakteri ezecek şekilde değildi. Mesela geçen sene izlediğim bir dizide bu denge çok kurulamamıştı ve böyle olduğu zaman bence seyir zevki düşüyor. Ben kadın karakterlerin güçlü yazılmasına karşı değilim ama erkek karakterin de belli bir ağırlığı olması gerektiğini her zaman dile getiririm. İşte Shine On Me de benim en hoşuma giden unsurlardan biri bu denge unsuruydu. Hani Love on the Turquoise Land dizisinde bile ara ara bu ayar biraz bozuluyor gibiydi (onda da denge çok iyi demiştim ama ufak da olsa denge gidiyordu şimdi, yalan yok) dolaysıyla böyle olunca bu durum kimyaya da sirayet ediyor. Lin Yu Sen de bu anlamda bence çok olgun ve oturaklı bir karakterdi. Zayıflıkları var mıydı? Evet vardı ama dengeyi bozmayacak şekilde yazılmış bir karakterdi. 








Lin Yu Sen'i ilk başta hafif intikam alan biri olarak görüyoruz. Dizinin ilk dört bölümünde arz-ı endam etmiyor zaten, bir iki sahnede görüyoruz. Dizinin belki en illet eden yanı buydu o yüzden izleyeceklere her zaman "ilk dört bölümü izlemeseniz de olur, bir şey kaybetmezsiniz" diyoruz 😅 Kendisini doktor olarak daha sonra da şirket yöneticisi olarak görüyoruz. Bu konuda izleyicinin de içinde kalan çok şeyler oldu bence. Çok elim şeyler yaşanıyor ve bu durum Xi Guang ile olan ilişkilerindeki en önemli engellerden biri hâline geliyor. Ama Yu Sen'de karşısındaki kadına olan sevginin, aşkın demiyorum bakın, intikam duygusuna ağır basması, mesleki açıdan yaşadığı bu ağır travmaları aşma şekli, aile ilişkilerine olan yaklaşımı yani her şeyi o kadar güzel yazılmış ki bölümler ilerledikçe kendinizi ona daha da hayran olmuş buluyorsunuz. Elbette bunda karaktere can veren Song Wei Long'un etkisi de çok büyük. Bu dizi bittikten sonra da bunu çok düşündüm, yani başkası olsa bu karakteri bu kadar iyi canlandıramayabilirdi. Tüm bunların yanında Jin Mia ile olan kimyalarının da gerçekten yüzde yüz olduğunu söylemem gerekir. Çoğu kişi kendisini Amidst a Snowstorm of Love'daki partneriyle çok daha fazla yakıştırsa da ben yine de hep bu ikiliyi daha uyumlu bulacağım sanırım 😅






Jin Mai'nin karakteri Xi Guang'a gelecek olursak, onun da Yu Sen gibi yaraları ve aile içi sorunları olmasına rağmen çok güçlü bir karakter olduğunu görüyoruz. Ailevi açıdan biraz daha avantajlı durumda ve çok samimi olduğu bir kuzeni de var ancak üniversitenin başında yaşadığı kalp kırıklıkları, zaman içinde değişen arkadaşlık ilişkileri bize aslında insanın bir su misali kabına uyum sağlaması gerektiğini gösteriyor. Xi Guang üniversiteden tutun da iş hayatına ve hatta aşk hayatına kadar olan süreçlerde çok çok farklı kalıplara giriyor. Ama bu kalıplara girmesi onun özünün değiştiği anlamına gelmiyor, yanlış anlaşılmasın. Adım adım onun da nasıl büyüdüğünü ve olgunlaştığına şahit oluyoruz. Yu Sen'e göre çok genç olmasına rağmen onunla ortak zeminde buluşabiliyor, yaralarına merhem olabiliyor hatta onun da yer yer çocuklaşarak belki de kendisini iyileştirmesine ve bulmasına yardımcı oluyordu. Benim kendisiyle ilgili en beğendiğim unsur buydu. Jin Mia'yı ilk defa bu dizide izledim ama kendisi bence çok samimi ve içten bir oyuncu. Dolaysıyla canlandırdığı karaktere de bunu yansıtmış. Yeri geldiğinde ağır ve oturaklı da olabiliyordu. Bu dengeyi her oyuncu bulamıyor, biliyorsunuz çok ağır eleştirdiğim isimler de oluyor bu konuda 😅 O yüzden iyi ki kadroda ona yer verilmiş.






Genel olarak yan karakterlerden beni en sinir eden tabii ki Zhuang Xu oldu. Hani dizi tarihinde çoğu kez ikinci erkeğe düşeriz, üzülürüz, acırızı falan ama bu karakter asla hiçbirine izin vermiyor. Yani sapına kadar nefret ettiriyor kendinden. O yüzden burada Wei Ming'in hakkını teslim etmek lazım. Çünkü bir oyuncu olarak kendini sevdirmek nefret ettirmekten kat kat zordur ve bence asıl başarı da bu kadar nefret ettirip sevdirmemektir kendini. Hele ilerleyen bölümlerde bir kaşık suda boğasınız geliyor. Ben bile ilk defa böyle bir şey yaşadım diyebilirim 😂 Jin Mia'nın diğer arkadaşlarından da üniversite arkadaşları gerçekten çok samimiyetsizken iş arkadaşları çok daha samimi ve içtendi. Burada kendimle çok özdeşleştirdim. Üniversiteye ilk başladığım zamanlarda arkadaşlarımla olan imtihanlarımı çok hatırladım. Bu açılardan da bence dizi kendine bağlayan bir unsurdu. Çok bizden, çok hayatın içinden ve gerçekçi noktalara değiniyor. Tabii ki Yu Sen gibi biri çok gerçekçi değil ama diğer unsurlar en azından öyle 😂 Özellikle de arkadaşların arkadan kuyu kazıp kazık atması maalesef...






Dizinin en beğendiğim noktalarından biri de anlamlı ve çoğunlukla İngilizce olan OST'larıydı. Bu da Çin dizilerinde çok artmaya başlayan bir şey. Çok şikâyetçi değilim açıkçası çünkü bu dizide de gerçekten dizinin sahnelerine yakışan İngilizce şarkılar vardı. Aylar geçmesine rağmen hâlâ da en çok dinlediklerim arasında. Zaten bir dizinin kalitesini belli eden şeylerden biri de OST'larıdır, bunu söyleriz. Belki de son zamanlarda Çin dizilerinin bir adım daha öne geçmesinin bir diğer nedeni de bu.



Velhasıl benim her şeyiyle çok beğendiğim bir dizi oldu. Tabii ki biter bitmez yazmış olsam çok daha farklı noktalara uzun uzun değinirdim mesela Yu Sen'in bir partner olarak sınırlarını çok iyi çizmesi ve sabrı gibi 😅 Ya da ülke propagandasının bayağı bir yapılması, alamadığımız ikinci çift ve bazı insanların hak ettiğini bulamaması gibi gibi... Ama tüm bu detayları deneyimlemeniz için sizlere bırakıyorum. Umarım sizler de izlerken benim kadar keyif alır ve beğenirsiniz. Şahsen benim yazarken bile özlediğim ve ara ara dönüp izleyeceğim dizilerden biri olarak arşivimde yer alacak. 



Yazımı da, herkese Yu Sen gibi (Müslümanından tabii ki) bir eş nasip olsun duasıyla bitiriyorum 😁 Diğer yazılarda görüşmek üzere 💛

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.